Avuç içi Hikayesi
Türk'ün Bitcoinle İmtihanı
Sabah 6:30'da kalktım. Bugün için planım önce hastaneye gidip gastroenterolojiye sıra alacağım sonra muayene olmayı bekleyeceğim, 2'de ruh ve sinire gidip ilaç yazdıracağım oradan da Kadıköy ya da Üsküdar'a uğrayıp Özgürle buluşacağım. Akşamına belki eve gitmeyebilirim yakınlardaki bi arkadaşta kalabilirim.
Alttan 10 tane ders alıyor ve o dersleri verebilmek için her gün okula gitmek zorunda olsam da aileme yük olmamak için kendi çapımda bir şeyler yapayım diye 2 ay önce birikmiş 300 liramı bitcoine yatırmıştım. Yatırdığım gün Çin merkez bankası bitcoin konusunda vatandaşlarını uyardı. ki bitcoinin bu kadar yükselmesinde %50 pay sahibi Çin halkıydı. Sonra Çinin arama motoru baidu bitcoini ödeme seçeneklerinden kaldırdığını duyurdu. İnsanlar panik halinde elindeki bitcoinleri satmaya başladılar. Bitcoinin değeri yarı yarıya düşmüştü. Redditte, ekşide bitcoinin sonunun geldiğinden bahsediyorlardı, balon patlamıştı. Talihime iyi bi sövdüm. Gittiğim yeri kurutuyordum. Ama bitcoindeki paralarımı çekmemekte kararlıydım. Yüklerken kendime söz vermiştim, amacım sadece uğraş ve bu mereti öğrenmekti. Ne daha fazla para yükleyecektim ne de içerdeki paramı çekecektim. Özellikle de değeri bitcoin üzerinden belirlenen altcoinlerle uğraşacaktım. Bir günde %50, %60'a yakın yükseliş ve düşüş yaşıyordu onlar. Bazen daha fazla.
İlk günler nasıl pazarlık yapılır, nasıl alınır satılır bilmediğimden param sürekli azalıyordu. Twitterdan, ekşiden insanların tavsiyesi doğrultusunda hiç en yüksek alış teklifleri, en düşük satış tekliflerine dikkat etmeden alış ve satış emri veriyordum. Param git gide suyunu çekiyordu. Yükseliş ve düşüşleri takip etmekten bildiğin borsacı tribine girmiştim, hatta daha da kötüydüm. Kafamın içinde sürekli bitcoini düşündüğümden günlük hayatımı da etkiliyordu. Arkadaş, hava soğudu kombiyi biraz yükseltelim mi diye sorduğunda, ben kafamın içinde kombi yükselecek diye kombiye yatırım yapmayı düşünüyordum. Sigara içemeye sahile inip kıyıdaki kemerin üzerine oturmuş derin düşüncelere dalmış bi halde sigaramı içiyordum. bi yandan da o gün içeceğim 2-3 sigaradan biri diye maksimum tad almaya çalışırken hava soğumaya ve deniz dalgalanmaya başladı. Ben, aha deniz yükseliyo hemen alış yapayım diye panik halinde oturduğum yerden fırlayınca ne kadar ağır tripte olduğumu anladım.
Duygularının esiri olma diye kendi kendimi cesaretlendirip oturmaya devam ettim. Burada oturmamın ya da dalgaların üzerime gelmesinin bana hiç bir zararı olmayacaktı. Ama dalgalar gözümün önünde yükselirken benim ona tepkisiz kalmaya çalışmam imkansız gibiydi. Orda beklemeye çalışırken kendimi çok zorlamıştım. Bu durum kalp atışım ve nefes alış verişlerimi hızlandırmıştı. Sol gözümün altında tik oluşmuştu, dalga kıyıya vurdukça gözümün altındaki damar saat gibi atıyordu. Bi an bu tikimin kalıcı olabileceğini hatta daha da ileri gidebileceğini düşündüm, korktum. Yaşadığım yoğun stressten ergenlik sivilcelerim bile tekrar çıkıyordu. İçtiğim sigaradan alacağım keyfinde içine etmişti bu olay. Kendime söz verdim tüm paramı tek bi coine yatırmayacağım, çeşit çeşit coin alacağım, en düşük fiyattan alıp ve ne olursa olsun yükselmeden satmayacağım dedim. Çünkü sattığım coin ertesi gün hayvan gibi artıyordu ve ben hep maksimum fiyattan alıp en düşük fiyattan satıyordum. Ama ilginç ki bu coin uğraşı derslerimi olumlu etkilemişti. Doğru düzgün çalışamadığım iki dersin vizesinden (ki bunlar en zor iki derslerdi) 85 ve 90 almıştım. Beynimin sürekli bir şeylerle meşgul olması ve beni hızlı karar vermek gibi bi duruma sokması, sınavda hızlı düşünmeme yardımcı olmuştu galiba.
Duygularının esiri olma diye kendi kendimi cesaretlendirip oturmaya devam ettim. Burada oturmamın ya da dalgaların üzerime gelmesinin bana hiç bir zararı olmayacaktı. Ama dalgalar gözümün önünde yükselirken benim ona tepkisiz kalmaya çalışmam imkansız gibiydi. Orda beklemeye çalışırken kendimi çok zorlamıştım. Bu durum kalp atışım ve nefes alış verişlerimi hızlandırmıştı. Sol gözümün altında tik oluşmuştu, dalga kıyıya vurdukça gözümün altındaki damar saat gibi atıyordu. Bi an bu tikimin kalıcı olabileceğini hatta daha da ileri gidebileceğini düşündüm, korktum. Yaşadığım yoğun stressten ergenlik sivilcelerim bile tekrar çıkıyordu. İçtiğim sigaradan alacağım keyfinde içine etmişti bu olay. Kendime söz verdim tüm paramı tek bi coine yatırmayacağım, çeşit çeşit coin alacağım, en düşük fiyattan alıp ve ne olursa olsun yükselmeden satmayacağım dedim. Çünkü sattığım coin ertesi gün hayvan gibi artıyordu ve ben hep maksimum fiyattan alıp en düşük fiyattan satıyordum. Ama ilginç ki bu coin uğraşı derslerimi olumlu etkilemişti. Doğru düzgün çalışamadığım iki dersin vizesinden (ki bunlar en zor iki derslerdi) 85 ve 90 almıştım. Beynimin sürekli bir şeylerle meşgul olması ve beni hızlı karar vermek gibi bi duruma sokması, sınavda hızlı düşünmeme yardımcı olmuştu galiba.
Sonra sexcoin diye bir şeye denk geldim, coinmarketcap.com da %500 kadar yükselmişti daha ilk saatte. Porno siteler için kullanılacağı söyleniyordu. Bu bitcoinin büyük bi kısmı zaten uyuşturucu, porno, kara para aklama ticareti gibi illegal işlerde kullanılıyordu. Gaza gelip elimdeki bütün paraya sexcoin almıştım. Sonra o yükselmeye devam ediyordu. Heyecan içinde takip ediyordum ve sürekli elimdeki coinlerin Türk lirası üzerinden değerini hesaplıyordum. İnanılmaz bir şeydi elimde yatırdığım paradan daha çok para birikmişti. Porno sitelerin sexcoini kabul etmeye başlamasıyla fiyatı daha da artacak deniyordu. Acaba daha ne kadar yükselir diye kafamda hayaller kuruyordum. Değeri 1 dolara ulaştığında bi kısmını satar çekerim kalanını elimde tutmaya devam ederim diye düşündüm. Elimdeki 700 sexcoine umut bağlayarak O gece güzel bir gelecek hayaliyle uyudum.
Ertesi gün sex coin büyük bi düşüş yaşadı. Sabırlı olmaya çalıştım. Siteler onu kabul etmeye başladığında tekrar yükselecekti, hatta daha da fazla yükselecekti. Ama sexcoin aldığım fiyata kadar düştü hatta daha da altına indi. Birkaç gün sonra onun büyük bi scam olduğunu anladım ve aldığım fiyatın yarısına satmıştım. Moralim bok gibiydi. Elimdeki para suyunu çekiyordu. Arkadaşlara da bahsetmiştim, sorduklarında bir şey diyemiyordum. Onlara benim de bir şeyler yaptığımı ispat etmek için bahsetmemiştim, onlarda bu işe girsin, biraz para yüklesin, parayı yükleyince benim gibi araştırma yapacaklardı ve birbirimize danışarak hareket edecektik. Bi bilgi birikimi olacaktı. Ben ona bi elma versem o bana bi elma verse ikimizinde elinde bi elma olurdu ama ben ona bi bilgi verdim mi o da bana bi bilgi verirse ikimizde de iki bilgi olurdu. İşte bunlar hep garip şeylerdi. Hemde üzerinde bu kadar durduğum şeyle ilgili geyikler çeviririz diye düşünmüştüm. Şimdi ise karşımda ben demiştim oğlum edasıyla takılıyorlardı. Daha para teorisini bilmeden, paranın ne kadar düşük güvenlikli olduğunu düşünmeden bitcoine bok atıyorlardı ve onun güvenilebilirliğini eleştiriyorlardı. Oysa teorik olarak bitcoin kağıt paradan daha güvenilirdi, sahtesi üretilemez ve gereken güvenlik önlemlerini aldığında hacklenmesi neredeyse imkansızdı. Tek sorunu bankaların denetiminden uzak olması ve hükümetin vergilendirememesi yüzünden devletlerin buna sıcak bakmamasıydı. Ama mevcut neo-liberal ekonomik düzende hükümetin buna müdahale etmesi serbest piyasa ekonomisi fikriyle çelişiyordu. Zaten bir tek Çin müdahale edebilmişti, o da dolaylı yoldan. Ama neo-liberalizmin demirbaşı USA var oldukça bu da var olmak zorundaydı.
Paramı içerde tutmaya devam ediyordum. Bankadaki param bitince abimden 100 lira istedim, bitcoinde de o kadar felan vardı. Ama çekmemekte kararlıydım. Sonra Bitcoinin en büyük destekçilerinden ve en sağlam tahminleri yapanlardan biri olan Max Keiser quarkcoinin ilerde litecoin gibi yükseleceğini duyurdu. Transferi daha hızlı olduğundan Çinliler bu coini çok kullanacaklar dedi. Çinde insanlar btcchina sitesinin eklediği coinler içinde ticaret yapıyordu. Ya da yurt dışında çalışan çinli işçiler ailelerine ordan para gönderiyordu. Böylece yüzlerce dolar havale masrafından kurtuluyorlardı. Sitenin yeni açıklayacağı coinler içinde quarkcoin olduğu duyumunu alınca tüm paramı ona yatırdım. Bu sefer erken davranmıştım. Bi kaç saat sonra quark yükselmeye başladı. Coin cuma günü açıklanacaktı ve o güne kadar yükselmeye devam etti. Yeniden yüklediğim paraya yakın bi miktar para birikmişti elimde. Arkadaşlarıma gittiğimde arada siteye bakıp ne kadar kar ettiğimi söylüyordum, gururluydum. Ama açıklanmasına saatler kala twitterda quarkın listede olmadığı haberi yayıldı. Bunun fake olduğunu düşündüm ve coinleri elimde tuttum. Site resmi açıklamayı yaptığı listede quark yoktu ve ben satayım dediğimde quark yarı yarıya düşmüştü ama karım iyiydi yinede. Hesabımda param bittiği için 60 lirasını çektim. Elimde 70 dolar kadar bi coin kaldı. Farklı altcoin sitelerinde avare avare dolaşırken yine kaybetmeye devam ediyordum. Tek istediğim sağlam bi vurgundu. Yüklediğim parayı aştığımda birden fazla coin üzerinden oynayacaktım. Şu an param az olduğu için öyle bir şey yaptığımda hemen hemen hiç bi kar edemiyordum.
Bi gün coinmarketcap'a dogecoin diye yeni bi coin girdi. ekşiciler hemen scam scam diye doluşmuştu başlığına o yüzden temkinli bakıyordum. Ama başka sitelerde dgc değeri benim alış yaptığım siteden çok fazla olunca hemen tüm parama 500.000 dogecoin aldım ve o sitelerdeki dgc hesabıma gönderdim. Coinler gelince hepsini satıp vurgun yapacaktım. DGC dogecoinin simgesi sanmıştım. Ama değildi akşamında anladım bunu. DGC'nin digitalcoinin simgesi olduğunu biliyordum aslında. Nasıl farketmedim, bu hataya nasıl düşmüştüm.. Site adminleri coinlerimin muhtemelen kaybolduğunu söylediler. Hiç bi yerde bu hatayla ilgili bi bilgi yoktu. Düştüğüm hataya benden başka kimse düşmemişti. Allahım bitcoin aleminin en büyük malı olduğuma inandım. Bu zekayla sektörde bu kadar ayakta kalabilmemin bile başarı olduğunu düşündüm. Reddit'te hesap açıp durumu oradaki doge fanlarına anlattım yapabileceğim bişey olup olmadığını sordum. Birisi uzun bi açıklamayla dönüş yapmıştı yazıma. Ek bi sekmede google translate'i açarak yazıyı dikkatlice okudum. Normalde bir altcoini başka bi altcoinin cüzdanına göndermeye site izin vermiyordu geçersiz hesap diye ama digitalcoinle dogecoinde böyle bir açık vardı buda site adminin birazcık uğraşıyla çözülebilrdi, ama bunlar tamamen o sitenin adminin insiyatifine kalmıştı. İki siteninde adminiyle görüştüm birisi bunu yapamıyacağını söyledi diğeri de uğraşacağını. Bu arada yanlışlıkla aldığım dogecoinlerin değeri de fırlamıştı, çok yoğun bi pump vardı. 140.000 dogecoini gönderdiğim site iki gün sonra gönderdi ve onları sattığımda elimde 100 dolara yakın para vardı. Bu coinleri altcoinlerin siteler arası fiyat farkından yararlanmak için kullandım. Serbest piyasa ekonomisi olduğundan bi sitedeki coinin değeriyle diğer sitedeki coinin değeri arasında fark olabiliyordu. Yani Hindistandan ucuza baharatı alıp Avrupaya pahalıya satmak gibiydi, tabi bunun sanalını düşünün. Tam benim gibi boş ve bütün gün uğraş gerektiren bi adama göre işti. Az kar getiriyordu ama hemen hemen en garanti yöntemdi. Paramın büyük kısmını coins-e de tutuyorum ve cryptsy de pump&dump başladığında coins-e den paraları alıp oraya gönderip satıyordum. İyiydi işler. Hatta param bitti ve coinlerin bi kısmını satıp 90 lira çektim. Ama birgün stablecoin diye bi bokun coins-e'de cryptsyden daha düşük fiyatta olduğunu görünce kalan paramın hepsine ondan alıp gönder emri verdim. Bekledim, bekledim coinlerim hesabıma geçmemişti. Ve stablecoin git gide düşüyordu. Sonra coins-e nin stablecoin gönderme işlemini kaldırdıklarını öğrendim. O kadar mail attım hiç birine cevap atmadılar. O.çları resmen el koymuşlardı ve ben hiç bi bok yapamıyordum. Twitterda benim gibi başka mağdurların olduğunu da gördüm. Adamlar üyelerini uyarmadı, kimsenin dikkat etmediği bi yerden açıklama yaparak kaldırdıklarını duyurmuştu. Tüm param uçmuştu. O ara finaller geldiğinden boş verdim. Kendi aç gözlülüğümün kurbanı oldum deyip bıraktım ve finallerle uğraştım. Dogecoinde yavaş yavaş düşüyordu, diğer site maillerime çok sonra cevap veriyordu ve çoğuda olumsuzdu.
Her final dönemi olduğu gibi bu sınav dönemi de hastalanmıştım. Ama hastalığıma rağmen doktorun bana verdiği ilaçlar işime yarıyordu. Daha önceleri 1 saati doldurmadan çıktığım sınavlarda, sınavın son dakikasına kadar yazabiliyordum.
Finallerin bitmesine doğru dogecoin yükselişe geçmişti, hafta sonuydu ve pazartesi tekrar düşebilir endişesiyle siteyle tekrardan temas kurdum. Bu kez 10 dk içinde dönmüşlerdi. Hatanın benden kaynaklandığını o yüzden yapmaları için %25 işlem ücreti alacaklarını söylediler. Pazarlık yapmaya çalıştım kabul etmediler, bende treni kaçırmayım diye mecburen teklifi kabul ettim. 1 saat sonra 225.000 dogecoin hesabımdaydı. Düşmeden satayım diye elimde 25.000 ini tutarak 200.000 dogecoini sattım. Bunlarla çeşitli altcoinler aldım. Bu sefer amacıma ulaşmıştım. Ama pazartesiden sonra da dogecoin değerini ikiye katlayarak artmaya devam etti. Ekşiye girip baktığımda 14 şubattan sonra doge üretimi yarı yarıya azalacağını öğrendim. Bu da değeri iki katına çıkacak demekti ama yoğun bir pump vardı ve sattığım coinlerin o an ki değerinin 4 katına çıkmıştı. Ayrıca dogecoin kuruluşu jamaika kayak takımına soşideki kış olimpiyatları için yüklü bi miktar doge bağışlamıştı. Artışda bununda etkisi olabilirdi. Kalan 25.000 doge'u da sattım. Ve param bitmek üzere olduğu için bi 60 lira daha çektim.
En iyi karı coinedup diye bi siteden yapıyordum ama site tabletten çok yavaş açıldığından oraya çok girmiyordum. Bi kaç sınavım kalmıştı. Antalyaya gidince coinedupta ticaret yapar, sağlam bi para kaldırırım diye düşündüm. Hem orda kafamda rahat olacaktı ve artık neredeyse coin piyasasının tüm hilelerini öğrenmiştim. Antalya tatilim beklediğim gibi geçiyordu, günde 5-10 dolar kazanıyordum. Hatta birgün astrocoinden 50 dolar kazandım ve 250 lira çektim hesabımdan. Para ertesi gün iş saatleri içinde hesabıma geçecekti. Bende sabah tahlil sonuçlarımı almak için hastaneye gidecektim dönüşte de okul harcını yatıracaktım. O zamana param yatmış olur, okul harcını onunla yatırırım dedim. Doktor elime bi kağıt verip gastroenterolojiye görünmem gerektiğini söyledi. Randevuyla sıra vermiyormuş. Sabahın köründe gidip sıra bekleyecektim amk, bi ara giderim diye düşündüm. Çıkışta para hesabıma geçmemişti. Bende babamın maaş kartından çektiğim parayla okul harcımı ödedim ve dekontu cüzdanıma koyarken kartın olmadığını fark ettim. Kartı bankamatikte unutmuştum. Babamı arayıp kartı iptal ettirmesini söyledim. Dönüşte para ziraat hesabıma yatmış mı diye bakayım dedim. Bakiyemdeki 2 lirayı görünce skiyim deyip gidiyordum ki arkamdaki adam kartı unuttuğumu söyledi. Dışardan biri için charlie chaplinden farkım yoktu amk. Hatta arkadaşım abisiyle kendi aralarında bana penguen diyorlardı. Penguen gibi yürüdüğümü söylemişti. Bence kafa olarak da pek bi farkım yoktu. O gün öğle sonu para hesabıma geçmişti. İçerde yine bi 500 tlye yakın param vardı. Tatilimin bitmesine yakın biraz daha kazandım ve istanbula gittiğimde 300 lira daha çektim. Bu paraya üst baş alacaktım ve kalanını arkadaşlarımla yiyecektim. Üst baş sıkıntım yoktu ama annem ısrar etti sürekli aynı kıyafetleri giyiyorsun ve elbiselerin eskidi diye başımın etini yedi.
Sonraki günler piyasa iyice durgunlaştı ve coinmarketcapa farklı sitelerden yeni coinler ekleniyordu. Bende sıkılmıştım uğraşmaktan boş vakitlerimde daha çok kitap okuyordum.
Bu süreçte de mantıklı hareket edeyim diye çantamdan bi tane ritalin çıkardım, attım. Sonra yaptığım mallıkları düşününce bir tane daha çıkardım. İkisini birlikte yuttum. Lattemi almış sigaramı içerken hapın etkisi gelmeye başladı. Oturup bi plan yapayım dedim. O ara sitedeki coinleri check etmek için nete girdiğimde, ziraatten btcturke ilk para gönderdiğim gün aklıma geldi. Hesap yurt dışında olduğundan havale ücreti vermemek için parayı ziraatın sitesinden göndermiştim. Tabi amk ziraatın sitesinden abimin ibana gönderirsem sadece 1.5 tl alacaklardı. Hemen girip işlemi gerçekleştirdim. Üstümden büyük bi yük kalkmıştı. Sonra 6 ay önce b12'm 50'lerde 60'larda gezerken ziraat kartımı bankamatikte unuttuğum günü hatırladım. Bu kaçıncı unutuşumdu. Ama o gün mantıklı bişey yapmıştım, avuç içiyle tanımlamayı yapmıştım. İstediğim zaman bankamatikten avuç içimi tanımlatarak işlem yapabiliyordum. Görevliye kahvemi emanet edip bankamatiğe gittim ve hesabımdan 100 lira çektim, şimdilik yeterdi. Nasıl olsa param bittikçe avuç içimle çekerdim. Yolda kendi kendime avuç içi çii çii çi, avuç içii çii çii çi diye mırıldanarak yürüdüm. Bunu abim söylerdi küçükken ve bunun gibi birçok anlamsız nakarat. Bi yerden yalan yanlış öğrenirdi gelip benim dilime dolayıp giderdi . hiç bi anlamı yoktu benim için ama artık bi anlam katmıştım ona. Vahşi kapitalizmin benden çalamadığı 20 liraya da golden virginia tütünü, çarşaf ve filtre aldım. Avuç içiii çii çiii çi şimdi tam kahve sigara keyfi olmuştu. Kartı da bi ara hallederdim herhalde.
Yorumlar
Yorum Gönder