Ben Aydınlatırım Geceyi


Otobüsün camındaki imdat çekicine yoğunlaşmış durumdaydım. Çekicin üstünde bulunan stikırdaki kırık cam resmine bakıyordum. Resimdeki damarları incelerken ağaç köküne ne kadar çok benzediğini fark ettim. Aynı şekildeki iki farklı cisim. Birisi yıkılırken diğeri kök salıyordu. Birden aklımdan hızla düşünceler geçmeye başladı "her yıkım bir varoluştur,  kendini var etmen için benliğini yıkman lazım". Hayır bunlar o depresyondan bir türlü çıkamadığım günlerin düşünceleriydi, beni intihara sürükleyen düşüncelerdi. Eski günlere dönmek istemiyordum, hayatı anlamaya çalışmayı bırak yaşayabildiğin kadar yaşa sonra öl dedim kendime ve ruh halimi düzeltmek için eskiden yazdığım sözlükteki bir arkadaşın esprisini yaptım kendime "şirinlere almanyadan oğlum gelecek çabuk boşaltın dedim, sağolsunlar 2 saatte 3 kere boşalttılar" ehehe mehehe ya da böyle bişeydi, olsun güldüm yinede içimden ama otobüsteki yoğunluktan dolayı dışımdan kararlılığımı korudum. Onca zaman sonra kafamda bu düşünceleri canlandıran neydi acaba? Yanimda bulunan, ona sarktığımı düşünmesin diye şekilden şekile girerken tribe girdigim kız mıydı? Yok bunu her gün yaşıyordum, diğer yanımdaki alt dönemden olan çocuklar sokmuştu beni tribe. Hatta imdat çekicine bakarken camı kırmayı düşünüyordum. Yanıma durup bir adim bile ilerlemeden sürekli mezuniyetten, balodan okul bitince neler yapacaklarından konuşuyorlardı. Benimse okulumun bitmesine daha 1 sene vardı. Bu tarz muhabbetlerden kaçabildigim kadar kaçıyordum ama bugün sıkışmıştım adeta, sol yanımdan insanlar zorladıkça daha da yaklaşıyordum onlara ve 1 adım bile ilerlemiyorlardı. Sonunda dayanamadım izin isteyip otobüsün sonuna dogru yürüdüm, bu seferde insanların sıkıştığını ve arkaya ilerlemeleri gerektiğini düşünüp yanıma geldiler. Bi elimle çenemden diger elimle başimdan tutarak boynumu ani bi hareketle kırmayı düşündüm. kadıköye kadar bu işkenceye dayanamazdım. Kadıköyde kaldığım seneler bu çileyi hemen hemen her gün çektigimi hatırlıyorum. Belkide beni mahveden buydu. Otobüse her bindiğimde sınıftakilerle köşe kapmaca oynuyordum, mp3 player bile almıştım, bu seferde yol boyunca dinlediğim şarkılar beni tribe sokuyordu. iyiki kadıköy tarafından taşınmışım ve gittiğim yerde cok fazla ögrenci kalmıyor. Şimdi kadikoye neden gidiyordum , olayı baştan anlatsam daha iyi olacak sanırım.
 Okuldayım, derslere girip çıkıyorum, benim icin sıradan bir gündü ama kente birkaç gündür bi sis hakimdi, sanki bir şeylerin habercisiymiş gibi. telefonuma mesaj geldi. her zamanki gibi reklam mesajlarından biri diye bakarken  d&r yazısını görünce bunlara ne zaman verdim lan telefonumu diye düşünerek açtım, pazartesi sipariş verdiğim 9.90 kitabı gelmiş 1 hafta içinde gidip alabilecekmişim. Iyi yarın falan giderim dedim ve sigaraya abanmaya devam ettim. Sisin sebebini düşünüyordum, Çindeki gibi kirlilikten mi kaynaklanıyordu yoksa bu kuraklığa son verecek büyük yağmurların mı habercisiydi. O ara tabletimde bi titresim oldu açıp baktığımda ekranında "sen aydınlatırsın geceyi" yazıyordu. Bi an ben mi diye sordum kendime. Spartacusun shadow of the deathi öldürdükten sonra o kuraklığı bitiren yağmurun yağdığı sahne canlandı kafamda. Bende hükumet yanlısı Emre hocayı alt edecektim ve My name is Shakirtuuuss diye bağıracaktım sonra yağmur yağacaktı barajlar dolacaktı. Ama ekranda yazan sadece bi hatırlatmaydı, bu aksam 21:30 da Sen Aydınlatırsın Geceyi filminin gösterimi vardı. Gitmem lazımdı ama kimle? sırasıyla 4-5 arkadaşımı aradım hepsinin planları vardı, son çare olarak çok az muhabbetim olan ama beni eglenceli bulan bi kıza sordum tam o otobüse binerken bu akşam işin var mı dedim bana bakıp tabiki var eve gidecegim dedi. Bence orda cıkma teklif ettiğimi düşündü ve icinden seninle mi? Tabiki hayır dedi, gerekcesi çok sacmaydı çünkü. Sersem gelseydi benimle bilet parasının yarısını verecektim, o tamamını verirsen gelirim diyecekti bende olmaz o zaman "çıkma" sayılır  ama icecek ısmarlayabilirim diyecektim, sonra film cok gec bittiğinden eve nasıl gideceğim diyecekti. ben arkadaşa gidecem odası boş sende gel sen odada kalırsın ben salonda yatarım diyecektim, o gece uyuyamayacaktı yanıma gelecekti yakınlaşacaktık tam dudaklarını büzüp bana bakarken ben "bak emel sana karşı duygusal bir şeyler yok içimde ama bu gece yaşıyacaklarımız burada kalacaksa cinsel anlamda hayır diyemem" diyecektim, o da kabul edecekti daha sonraları sürekli beni çağıracaktı fuckbuddy olacaktık. ben artık bıkma noktasına gelecektim felan uff sersem yhaa, bu kızlar her şeyi yanlış anlıyor.
Neyse o da gidince tek gitmek zorunda olduğumu anladım bu seferde bilet bulamama düşüncesi sardı beni, taa oraya gidipte bilet bulamamak, bunu göze alamazdım, sinemayı aradım yer ayırtmak istediğimi söyledim bunun mümkün olmadığını ancak kredi kartıyla satış yapabileceğini söyledi, kredi kartım yoktu ne kadar uzaktan geldigimi söyledim saat 19:00 a kadar ayırabileceğini söyledi saate baktım 5'e geliyor. Şimdi iki görevim vardı d&r'a gidip kitabı almak ve saat 7 olmadan bileti almaya bahariyeye gitmek. Zor bi görevdi, trafik, hava, şöförun ruh hali falan bir sürü degişken vardı ritalin alsam mı diye düsündüm, ama içimden bi ses bunu onsuzda başarabileceğimi söyledi. Yetisemiyecegimi düşünüp önce kadıköye bileti almaya sonrada natulise d&r a uğrayacaktım. Aksilik sürekli üsküdar otobüsleri geliyordu, sonunda kadıköy otobüsü geldi, bindim ve alt sınıfımdaki çocukların yanına düştüm, bi yandan saate bakarken bi yandanda bileti aldıkdan sonra d&r a kitabı almaya gitsem filme yetisebilirmiyim diye düşünüyordum. Otobus 20 dakikada beylerbeyine gelince tahmin ettigimden çok daha erken gidecegimi fark ettim. Bu seferde önce d&r'a ugrasam oradan yetişebilirmiyim diye düşünmeye başladım. Ama natulise en yakın durak ya iskeleydi ya da haydarpaşa ve oradan yürümem en az 20 dakikamı alırdı. Başka alternatif düşünemiyordum, beynim durmuş gibiydi, google mapsden natulisin yerini bile bulamadım, (a+b) nin karesini almaya çalıştım, yapamadım. otobusteki cocuklar beni tribe sokmuşlardı, yanlarinda o kadar çok aşağılık duygusuna kapıldim ki, varoluşumu sorgulama noktasına  gelmiştim.  Sonra metrobüs durağina geldik ve herkes indi, çocuklarda indi. boş bi koltuğa oturup bir ritalin attım, etkisi daha cabuk gelsin diye emerek erittim. Hemen google mapsden natulise baktım, birazcık kücültüp oraya en yakın alternatiflere baktım. M isaretini farketmemle birlikte ilacında etkisi geldi. Ayrılıkçeşme metro durağından natulise çıkış vardı, köprüyü yeni gecmistik altunizadeye geliyorduk kafamdan hızlıca buradan üsküdara tahmini gidiş süresiyle, tahmini kadıköye gidiş süresini bütün değişkenleri dahil ederek hesapladım. Üskudar natulis için en uygun noktaydı. Dügemeye basıp indim. Arkadan gelen üskudar otobüsüne, uskudardanda marmarayla natulise, natulisden metroyla kadıköy. Hem kitabı almıştım hem bileti ve bir kafeye oturup bunları yazdim, şimdi film saatine kadar sigaramı icerek kitabımı okuyacağım.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

BAŞKALDIRAN SİNEMA

Avuç içi Hikayesi